9 Kasım

Çocuk

Dün çarşı çıktım.  Herkeste bir telaş bir yerlere yetişme kaygısı ve bununla gelen unursamazlık. Bir an kendimi balta girmemiş vahşi bir ormanda  devasa yabanıl bitkiler arasında yol bulmaya çalışan bir maceraperest gib hissettim. Önümden telaşla yürüyen bir anne kızda benimle durumdaydı. Üç yaşlarında kız çocuğu annesinin elinden tutmuş kalabalığın içinde koşar adımlar ile ilerlemeye çalışıyordu. Aşmamız gereken güçlükler sadece umarsızca kalabalık değildi aynı zamanda çarpık kaldırımlar, kural tanımaz arabalardı da.

Genç anne kızının kolundan çekiştirere kendini güçlükle araçları arasından karşı kaldırma attı. Küçük kız ise annesinin yürüşüne uymaya çalışıyordu. Küçük bedenin alışık olmadığı bu koşulturmada daha fazla dengesini sağlayamadı ve kaldırım taşına takılıp düştü. Daha doğrusu annesin eline asılı kaldı. Son anda kızını yere düşmekten kurtaran genç kadın iki tokat  aşketti. Ne biçim yolda yürümekti o öyle, doğru düzgün yürüyemez mirdi?…  Sonrası bildiğiniz malüm manzara çocuk ağlar, anne daha çok kızar…

Aklıma sınıf öğretmeni bir arkadaşın anlatıkları geldi. Yıllar önce mezun ettiği bir öğrencisi beni iyki o zaman bana o tokatı atmışsını demiş. Çocuğun tokatı yeme nedeni  mi?  sınıfa maketbıçağı getirmesi. Bıçağın sınıfa elişi dersi için gelmediğide kesin.

Acaba günün birinde bu küçük kız da anne beni iyki tokatlamısın diyecek mi? Dayağı kanıksayacak. Günün birinde o da kızına yolda düzgün yürüyemediği veya ödevini yapmadığı için bir tokat aşkedecekti.

Yetersizliğin ve hatanın karşılığı dayak mı olmalı? Kızgınlığın  ve kaygının ifade etmenin tek yolu  şiddet midir? Bunların yerini alacak daha insani davranışlar edinilemez mi?  

Elbetteki dayak bir cazalandırma yöntemi değildir, elbetteki kızgınlık ve kaygı insani duygulardır ancak bunu ifade için şiddet bir yöntem olamaz. Ve elbete ki bunun için annebabalara ve öğretmenlere olumlu iletişim yöntemlerini edinmelerini sağlayan programlar var. Ama değişmek ve birşeyleri değiştirmek isteyen ne kadar annababa  ve öğretmen var bunu bilemiyorum. Kesinlikle emin olduğum bir şey var:  o da evde ve sınıfta dayak bitmediği sürece ne sokakta şiddet durur ne de işkenceler sona erer.

Reklamlar

About zesray

Çocuklar... Kitaplar... ve bir fincan kahve...
Bu yazı Uncategorized içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s